Kafası Karışan Adam

Haberiniz var mı bilmiyorum, İzmit Asri mezarlıkta 1992 yılında ölmüş bir adamın mezarı var. Toz, pislik içinde kalmış bir mezar taşı, üzerinde de “Ruhuna Fatiha” yazıyor, bir kısmı silinmiş. 19 yıl önce bu mezarın başında bir kalabalık toplanmış ve bir adamı gömüp evlerine dönmüşler.

Kaldırımda sırtüstü yatan bir cesedin yanından tepkisiz geçmek biraz zor. Ama aynı cesedi çukura gömüp üzerine de ismi yazılı bir mermer koyunca yanıbaşına arabamızı parkedip alışverişe gidebiliyoruz.

“Ulan bir yığın insan gömmüşler yanıbaşınıza, nasıl bu kadar sakinsiniz, nasıl kafayı yemiyorsunuz ?” diye sormak gibi bir niyetim yok. Neticede ben de elime bir asa alıp yarım metre sakalla köy köy dolaşan bi derviş değilim, işime gücüme bakıyorum sizin gibi. Ama insanların başlangıç ve bitiş üzerine hiç düşünmeden yaşayabilmeleri gerçekten manyakça birşey. Hangi ara alıştınız yaşamaya. Kulaklarınızı, ağzınızı, götünüzü, başınızı, bu varoluşu ne çabuk kabullendiniz ?

Kendinize gelir gelmez okula gittiniz. Ardından askerlik yapmaya, sonra koşa koşa düğün salonuna girdiniz. Bir tarafta çocuk yetiştirip diğer tarafta annenizi babanızı gömdünüz. Tüm bu olup bitenlerde hiçbir gariplik yok mu yani ? Ota boka şaşırmanız gerek oysa. Mezar taşlarının zihninizde büyüdükçe büyümesi gerek.

Sizi bilmiyorum ama ben ardımda ölümümden 19 yıl sonra Fatiha dilenciliği yapan bir mezar taşı bırakmak istemiyorum. Öldükten sonra cennete gideceğime inanarak zihni masturbasyon yapan yığınlar da istemiyorum.

Ardımda, küllerimin boğaza savruluşunu izleyen kafası çok karışmış insanlar kalsın istiyorum.

Hakan Gülbahçe

Hakan Gülbahçe Hakkında

Kocaeli Üniversitesi / Radyo Sinema Televizyon